Sayfalar

8 Mart 2017 Çarşamba

Katar'a gidiyorum: 08 Mart 2017

Katar'a gidiyorum: 08 Mart 2017

Kendi işimi kuruyorum sayfamı okuyanlar, Aralık sonunda ofisimi kapattığımı biliyorlar. Yeni iş fırsatları ve yeni bir hayat için Katar'a yola çıkıyorum bugün. Sultanahmette 5 yıl restaurant işleten arkadaşım Derya benden 3 ay önce Katar'a geçmişti, o giderken beraber gitmeyi konuşmuştuk. Aradan geçen 3 ay içerisinde İstanbul'da tekrar ne yapabilirim diye düşündüm ancak Kapalıçarşı'daki hava parasız kiralık dükkanları gördükçe moralim bozuldu. Ben de bir ay önce Katar'a gitmeye karar verdim ve biletimi Pegasus'tan 38o TL gibi bir rakama tek yön olarak aldım. Oraya gitmeden önce rutin olarak yaptığım, Meetup, Internations, Toastmasters gruplarına Doha aktiviteleri için göz attım. Biraz sonra valizi kapatıp yola çıkarım. Kalbim biraz buruk, biraz heyecanlı. Hayaller Londra'da iş kurma gerçekler Katar'da çalışma olarak gerçekleşiyor. Suudi Arabistan'da geçirdiğim bir ay, körfez ülkeleri hakkında bir bilgi veriyor bana o nedenle çok hoplaya zıplaya gitmiyorum. Ama Derya'nın orada olması benim için çok avantaj en kötü ama en kötü biraz tatil yapar geri dönerim. Nisan ayında Expo Türk-Katar Ticaret fuarı varmış. Orada müşteri bağlantısı yapmaya çalışacağım. Yine bu sayfadan sizlere gördüğümü, yediğimi, yaşantıyı birinci elden anlatmaya çalışacağım.

09 Mart 2017:

Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuktan sonra Doha ışıl ışıl göründü. Yukarıdan büyüleyici bir manzarası var, şehir olarak cazibeli bir hava veriyor, halbuki şehirle ilgili beklentilerimi çok az tutmuştum. Hava limanına vardığımda saat 3'tü. Pasaport kontrolünde polis nerede kalacaksın diye sordu. Doha'da dedim. Adres dediğinde ise a friend dedim. Tabiki bu Türkiye-Katar ikili ilişkilerinin bir sonucu. Bir Schengen ülkesi olsaydı ilk uçakla geri yollamışlardı:)

Bagajdan sonra bir türlü internete bağlanamadım. Ve tabiki prizi kontrol etmek hiç aklıma gelmedi! Üçlü priz kullanıyorlarmış, yaklaşık yarım saat sonra Derya beni hava limanından karşıladı. Bu arada söylemeliyim, hava limanı oldukça geniş ve lüks otoparkı ise çok havalı. Derya'cım sadece 3 ay gibi kısa bir sürede bu kadar yol katetti. İnsan kitlesine gelince, Suudi Arabistan'da geçirdiğim bir ay sağolsun beni zihin olarak hazırlamıştı. Dünyanın uzak ülkelerinden bütün çalışanlar burada. Değişik bir dünya burası.

Kaldığımız yer, lojman gibi. Ev'in içerisi sade ancak bir zaman sonra burası bizim için güzel bir yuva olabilir. Ne de olsa yaşanılan yeri yuva yapanlar içerisinde yaşayanlardır.

10 Mart 2017

Dün bütün günü evde geçirdikten sonra bu sabah Derya ile birlikte kendimi dışarı atıyorum. Burada Al Corniche diye ünlü bir sahil kenarı var orada laptop'umla birlikte çalışacağım. İlk önce City Center alışveriş merkezine bırakıyor Derya beni. Çalıştığı yer hemen köşesinde, oldukça güzel bir konumda işe başlamış. City Center bizdeki Galeria tarzı bir yer. Ancak Cuma günü olduğu için çoğu magaza kapalı, olanlarda 11:15 gibi kapanmaya başladı Cuma namazı için. Alışveriş merkezindeki camiye ilerliyorum. Doha'da Cuma kılmak nasip oldu, İstanbul'da evimin dibinde Cuma'ya gitmezken burada doğal geliyor. Mescidde hemen arkadaş yapıyorum. Fatıma Zehra, Faslı. City Center'deki Carrefourda çalışıyormuş. Türkiye İstanbul deyince gözleri parlıyor, ben de İstanbul'a gelirsen ben de kalırsın diyorum. Mutlu oluyor. Telefonunu alıyorum. Sonra herkes gidince 4 bayan kalıyor ben biraz daha uzun kalıyorum bu kez onlar bizim için de dua et diyorlar. Tamam diyorum. Suudi Arabistandan gezmeye gelmişler, İki ay önce İstanbul'da tatil yapmışlar. İstanbulluyum deyince gözlerinin içi gülüyor. Bu kez onlar beni Mekke'ye davet etti. İlk gün 2 arkadaş! Namazdan sonra Carrefour'a gidiyorum. Biraz sonra sürpriz Fatma ekmek tezgahının başında bile! Yine konuşuyoruz. Hemen çevre ediniyorum. Carrefour'da fiyatları gözden geçiriyorum. Gelirken Katar'ın hep ne kadar pahalı olduğunu duymuştum, Allah'tan sadece züccaciye ve bayan kişisel bakım pahalı. Onun haricinde et burada ucuz, tavuk ucuz ve bakliyatlar normal. Meyve Sebze İstanbul fiyatlarında. Yani yemeğimizi evde pişirirsek burada rahat rahat yaşanır. Ne de olsa Orhan Veli'nin söylediği gibi, hava bedava su bedava, camekanların önü bedava. Yurt dışı seyahat alışkanlıklarımdan edindiğim üzere, cheddar peynir, ekmek ve Mirinda alıyorum. Bu Mirindaya Suudi Arabistan'da alışmıştım burada tekrar gördüğüme çok sevindim. İstanbul'a dönerken anneme mirinda götüreyim o da çok sevmişti. İki gibi City Center'den sahile doğru ilerliyorum. Hava Mart olmasına rağmen sıcak, güneş kuvvetli. Birisi internette, Katar'da sonbahar, kış, ilkbahar ve cehennem vardır diye yazmış. Hak veriyorum. İnsanlar Cuma dolayısıyla hep sokakta, piknik yapıyorlar. Sanki Hyde Park'ta dolaşıyorum, her türlü milletten insan var ve herkesin yüzünde bir dinginlik ve ben seni anlıyorum çünkü ben de vatanımdan uzaktayım ifadesi var, sanki herkes Gurbette... Bilemiyorum ben mi duygusala bağladım. Çimenlerin üzerinde sandviçimi yiyip insanları seyrediyorum. Artık ne olacak diye düşünmenin gereksiz olduğunu anlıyorum. Ne olacak diye diye Katar'a çıkaran Allah, bundan sonrası için de güzel sürprizler hazırlamıştır diye düşünüyorum. Yolda gelirken kiralık ofis tabelası görüyorum. Hemen emailini alıyorum. İstanbul'daki acenteyle konuşuyorum, en azından bir fikir sahibi oluruz. Sonra aklıma Regus geliyor, öyle ya hazır ofis kolaylığı varken neden olmasın. Daha sonra sahilde yürümeye başlıyorum. Akşam ezanı parkta açık alanda kılıyoruz, bayılıyorum. Costa Coffe burada meşhur, ancak kahve fiyatları mesela latte 14 qr yani 15-16 tl'ye denk geliyor. Ayrıca söylemeyi atladım. Döviz bürosu sadece Mavi dolarımı aldı. Diğerleri eski dolar biz almıyoruz dedi. Kahve esnasında tekrar internete giriyorum ve ilk Meetup grubumu açıyorum. Doha'da Istanbul Business Opportunities diye grup açtım bakalım ilk toplantı yarın olacak. Bugün biri kaydolmuş. Bir de burada geçici olduğum için Couchsurfing'e baktım. Samimi olarak burayı beğendim ve sanki hiç yurt dışı değilmişte Türkiye için de öyle bir yere gitmişim gibi geliyor. Telefon Kartı olarak Ooredoo firması var. İnternet pahalı 6 GB100 RY. Değişik bir sistemleri var, Allah'tan Derya ben gelmeden önce almış. Derya'nın burada olması benim için çok büyük bir nimet, bütün zorlukları o yaşamış ben gelene dek bana sefa sürmesi kaldı. Onun da işleri rast gitsin. Bir konu ise Trafik, burada her yerde kazı çalışması var neredeyse ve sol ve sağa girişler kesin refüjlerle ayrılmış eğer yol ortasında şeridinizde değilseniz hiç şansınız yok! Benim burada araba kullanabilmem mucize olur Allah'tan Derya var ve özel arabasıyla servis çeken birinin numarasını verdi. Almeera diye alışveriş merkezine gidiyoruz ve gece 23:00 gibi evdeyiz. Uyumam 2'yi buluyor.

11 Mart 2017:
Dün o kadar yoruldum ki bugün sanıyorum evden çalışacağım.

12 Mart 2017:
Dün turizm acentelerine tanıtım maili yolladım. Akşam üzeri bir tanesi yanıtladı. Randevü talebimi olumlu yanıtlamışlar. Yarın onlara kısa bir ziyaret yapacağım. Adreslerini kontrol ediyorum 37 dakika yürüme mesafesinde. Harika! Henüz burada otobüsleri kullanmayı öğrenemediğim için ulaşım Derya olmazsa zor benim için. Derya bu trafikte araç kullanabiliyor ya, gözümde bir kademe daha artıyor gerçekten deli gibi araç kullanıyorlar, bu kadar sakin bir şehir de bu kadar trafikte agresif olmanın anlamını çözemiyorum. Sanıyorum, normal hayata karışamayan ve hep çalışan pozisyonunda olan kişiler, direksiyon başına geçince ilk defa önemsendiklerini hissediyorlar ve biz de varız diyorlar yoksa bu kadar sakin sakin sokakta akan hayat, trafikte nasıl böyle stresli olabiliyor.

Dün akşama kadar evdeydim ancak Derya yorgun olmasına rağmen dışarı çıkmakta ısrar etti. İlk önce festival alanına gidiyoruz Katara'da. Al Corniche gibi ancak yürüme alanı farkllı. Küçük küçük pavyonların olduğu standlar ve bolca türk standları. Bizdeki Sultanahmet pavyonları gibi. Sonra St Regis'deki The Club'a gidiyoruz. Hotel oldukça şaşalı, içeri girerken pasaportu gösterip girebiliyoruz ancak. Salı ve Cumartesi geceleri Senorita gecesiymiş yani bayanlara hem ücretsiz hem de içeri iki içecek hakkı veriyorlar! Derya!nın dans arkadaşlarından birini görüyoruz diğerleri Salsa olmadığı için Hilton'a geçmiş. Biz keyfini çıkardık, çok kalabalık değildi. Derya ile en son Küba Salsa'da Beşiktaş'ta dans etmiştik:)) Kısmette Doha The Club'da dans etmek de varmış! Sonra diğer arkadaşlarının yanına Hilton'a geçiyoruz. Hemen kaynaşmış burada Derya ve çok da güzel etmiş! Gece 2 gibi eve geçiyoruz. Sabah Regus ofisten aradılar bu öğleden sonra onları ziyarete gideceğim. Couchsurfing'den Hüseyin diye bir arkadaş yazdı dün, sağolsun kalma sorunu olursa kapımı açarım diyor.. Burayı sevdiğimi söylemişmiydim?  
Saat 4'te Al Fardan'a gitmek üzere sokağa iniyorum. Derya'sız bu ilk çıkışım olacak. Kapının önündeki elektronik markete anahtar yaptırmak için giriyorum. Orada anahtar yapılmıyormuş, Nuridi diye bir hintli sağolsun çok yardımcı oluyor. Biraz laflıyoruz ve Al Fardan'a gitmem için taksi ayarlıyor. 10 dakika sonra Al Fardan'ın kapısında iniyorum aslında City Center'in arka kapısıymış. Al Fardan'ın girişi çok şaşaalı hem rezidans hem office towers olarak kullanılıyor. Regus'un ofisini geziyorum. İstanbul'da da benzer bir Eofis kullandığım için sistemlerine çok aşinayım. Bazen geçmişe bakınca bir şey yapmamışım gibi görünüyor, halbuki böyle yeni bir yapılanma için her şey elimin altında kadar kolay. Regus'un yeri gerçekten çok güzel hele deniz manzaralı ofisine bayıldım. Kiralar 10.000 QR dan başlıyor ama Doha gibi bir yerin belki en güzel konumlarından biri için normal diye düşünüyorum. Sonra City Center'e geçiyorum dün yaptıramadığım anatarı yaptırıp Derya ile buluşuyoruz ve İkea'ya gidiyoruz. Daha doğrusu gidemiyoruz çünkü yolu o kadar sapaki ne yapacağımızı uzun bir müddet kestiremiyoruz yarım saatlik kaybolmadan sonra İkea'dayız. Allah'tan Doha ufak bir yer ne kadar kaybolabilirsin ki. Alışverişimiz 11 gibi bitip eve geliyoruz. Yorgunluktan ölüyoruz.

13 Mart 2017:
Bugün Turizm Acentesi ile saat 14:00 te randevüm var. Heyacanlıyım. Google Map 37 dakika yurume mesafesi gösteriyor. Önce aşağıda otobüs için kart almak istiyorum Smartart ancak en az 30 QR. Söylemişmiydim, döviz büroları sadece mavi dolar kabul ediyor, İstanbul'dan getirdiğim dolarlar işime yaramadı. Yarın Merkez Bankasında değiştireceğim. Teknoloji güzel şey, eskiden insanlar yıldızlara bakarak yön bulurlarmış şimdiyse Google Map var. Yarım saat içerisinde turizm acentesinin önünde buluyorum kendimi. Bay Amila, yarım saatlik bir görüşme yapıyoruz. Diyor ki eskiden çok müşteri gönderiyorduk ancak son olaylardan sonra talep kesildi. Ne diyebilirim ki, seçimden sonra diyorum. Oradan ayrılıp yol boyunca gördüğüm Trading Firmalarına uğraya uğraya geliyorum. İki firmaya girip kart bırakıyorum. Daha önce internetten aradığım trading firmaları hepsi bir sokakta. Bing Road.

Eve tekrar bu kez daha kestirmeden geliyorum. Yolda Nuridiye rastlıyorum, beni görünce selam veriyor. Tekrar konuşuyoruz. Ne zaman ne bilgi lazımsa sor buradayım diyor. Sağolsun.

Yarın sabah Meetup toplantısı var bayanlar kahve günü. Bakayım bir de onlara katılayım.

14 Mart:
Sabah 10'da meetup toplantısı var Suoq Wakıf'ta. Evden çıkmam neredeyse 11 i buluyor ve daha en az 25 dakika yürümem gerekiyor! Gideceğim yol tam bir inşaat alanı her yer ama her yer kazı!
Google Map'i takip ederek Souq Wakıfa varıyorum. Biraz hüzünlü, eski bir pazar yeri. Bizim kapalı çarşı gibi ama eski versiyonu. Çok ama çok yaşlı insanlar var hamallık yapan. Bir tanesini görüyorum tek gözü görmüyordu sanıyorum taşıma sandığı ile orada bekliyor. Biraz hüzünlü biraz terkedilmiş bir kapalı çarşı, hediyelik eşyalarıyla kumaş mağazaları ve nargile kafeleriyle güzel ve hüzünlü bir pazar. Buluşacağımız yer Zatara burada yaşayan bayanlar her salı günü meetup üzerinden buluşup kahvaltı yapıyorlarmış. Ben son yarım saatlerine yetişebildim, grup ilginçti, eşleri çalışıyormuş, hanımlar da çocuklar okuldayken ya da kimisi emekli olmuş buluşup vakit geçiriyorlar. Olmazsa olmazı Türk restaurantını görüyorum.Biraz laflıyoruz sonra dolarımı bozdurmak için Katar Merkez Bankasını buluyorum ama tahmin edebildiğim üzere bozmuyorlar bir ihtimal daha havalimanına gideceğim. Orada bozuyorlarmış, ya da bir google yapayım bakayım.

Sonra yürüye yürüye tekrar eve dönüyoruz. Derya'nın doğum günü bugun. Salsa arkadaşlarıyla birlikte St Regis'e gidiyoruz. Salsa partisi oldukça güzeldi.

15 Mart:
Bugün saat 12:30 da müşteri ile buluşmak üzere Lagoon Mall'e gideceğim ancak önce Western Union'a gideceğim. Pasaportumda vize son tarihi görülmediği için parayı vermediler nedir burada parayla çektiğim sıkıntı neyseki bir başka şubesi bozdu. Lagoon Mall'de müşteriye yine geç yetişiyorum, toplantı güzel geçiyor. Alışveriş merkezi ise bomboş. Kiralar yüksek olmalı peki bu kadar alışveriş merkezi boşken kim alışveriş yapıyor. Bir de şehirde deli gibi hummalı çalışma var ancak şehirde kimse yok. Kim oturacak buralarda bir muamma.


Şehirdeki toplu taşıma gerçekten çok zayıf. Alışveriş merkezinden tekrar Al Corniche'e geçiyorum. Louis diye bir arkadaşla buluşup, sahilde biraz yürüyoruz.  

10 Nisan 2017:
Doha'ya geleli tam 1 ayı geçti. Şehre iyice ısındım ve nihayet geçen hafta otobüslerini kullanmaya başladım. Aslında basitmiş Karwa otobüslerinin basit bir yol haritası var. Bizdeki Akbil ayarı Smart cardları var. İlk seferimi City Center'e yaptım. İkinci kez ise Villagio Mall'e gittim. Villagio Metris'te bulunan Via Port Venezia'nın benzeri bir alışveriş merkezi önünde ise aspire park diye büyükçe bir park var. Buradaki parklarda insanlar gün boyu vakit geçirebiliyorlar. Piknik oldukça yaygın bir de hava gittikçe ısınmadan mümkün olduğunca dışarıda vakit geçirmek istiyorlar sanırım.

Bu arada tam 4 adet meetup toplantısı düzenledim. İlki İstanbul life ve iki iyi arkadaş edindim. Sonra kendini geliştirme ve türkçe arapça pratikte ise Yusufla tanıştım. Yusuf daha sonra beni Katara festival alanına davet etti. Bir türk arkadaşım ise Mall of Qatar'a götürdü. Burada gezebileceğiniz ya sahil kısmı var ya da alışveriş mağazaları. Kalanlar kazı halinde evler ve iş yerleri.

İki Cuma öncesi Museum Islamic Art'ı gezdim. Müze tam sahilde ancak içinde çok fazla sergilenen eser yok. Önünde ise koca bir panayır alanı var. Resimleri daha sonra yükleyebileceğim.

Burada Toastmaster Klübüne iki kez gittim. Toastmaster gerçekten yeni bir şehirde insana ilaç gibi geliyor, hem güzel insanlarla tanışıyorsunuz hem de güvende hissediyorsunuz.

Burada internet oldukça pahalı ve Ooredoo hattı var. 6 gb internet için 100qr ödeyip 3 hafta zor idare edebiliyoruz. Süpermarket yaklaşık %20 daha pahalı. Kozmetik ve hijyen ve mutfak eşyaları ise neredeyse %50 daha pahalı.

Önümüzdeki hafta Türkiye'de seçimler var ve kalbimiz orası için atıyor.




14 Ocak 2016 Perşembe

Barcelona'da Yılbaşı 2016


28 Aralik: 
İstanbul Sabiha Gökçen Hava limanındaki uçuşumuzda buluşmak üzere Mürselle sözleşiyoruz. Sabiha Gökçene ilk kez normal ulaşımı tercih ediyorum. Karşıdan gelenler için sanıyorum tek kolay yol Metrobüs Uzunçayır durağı ve E11 express durağı. Buradan geçen E10 otobusude S.Gokcene geliyor ama cok dolastiriyormus. O nedenle E11 olmasina ozellikle dikkat etmek gerekiyor.
Murselle oglen yemegini hizlica atistirdiktan sonra ucagimiza biniyoruz.
Hola Barcelona!
17:30 gibi Barcelona havalimanina iniyoruz. Havalimanindan Aerobus’la sehir merkezine yaklasik yarim saatte variyoruz. Gelirken Istanbul guzeldi ancak Barcelona’da hava oldukca guzel. Bahar havasi var ve hava daha gec karariyor. Kalacagimiz evi Airbnb’den kiralamistik. Sehir merkezine yakin ve fiyati cok uygun gorunmustu. Universitat duraginda inip bir blok yurumemiz yeterli. Ancak yeni bir sehir her zaman yeni Universitat duraginda indik ancak hangi yone donecegimiz bir muamma. Internet paketi almadigimiz icin google mapten de faydalanamiyoruz. Ancak eski usule donmemiz uzun surmedi. Sora sora Bagdat bulunur demisler biz de aynini yapiyoruz. Duraktan yaklasik 50 metre otede bir binanin onundeyiz. Ancak kapi numarasini almamisim. Kisa bir bekleyisten sonra kapida Monicanin sesini duyuyoruz. Hola! Monica cok tatli bir ev sahibi. Eve girdigimizde bizi yanaklarimizdan optu. Bu iyiye isaret. Akdenizli ne de olsa. Bize biraz kaldigimiz yer hakkinda bilgi Verdi. Sonrasinda ise aksam yemegi icin kendimizi sokaklara atiyoruz. Buranin Istiklal caddesi La Rambla. Genis caddesi sagli soglu dukkanlari alisveris merkezleri ile oldukca asina oldugumuz bir cadde. Biz biraz ara sokaklardan La Ramblaya vardik ancak bir sehrin ara sokaklarina dalmak kadar keyifli sey ender oluyor. Aksam yemegimizi Tapas... da karar kildik. Mursel yemek konusunda yenilikci ben ise o kadar muhafazakarim. Tapas dedikleri ise minik tabaklarda sunulan cesidi bol sicak ve soguk atistirmalik. Barcelonada ortalama bir yemek en az 10 eurdan basliyor bu konuda oldukca pahali oldugunu fark ediyorum. Saat 10 gibi eve donduk. Evimizin ne kadar merkezde oldugunu simdi daha iyi idrak ediyoruz.


29 Aralik: 
Evde marketten aldigimiz kahvaltiliklarla kahvaltimizi yapip, yanimiza yolluk olarak sandvic yapiyoruz. Bugün duragimiz    Casa
Battlo. Gaudi’nin evi. Gaudi’nin tasarladigi ev gercekten cok degisik ayni bir masal evi gibi. Evde keskin cizgi neredeyse yok. Her bir kose yuvarlatilmis, pencerelerden kapilara merdivenlere bacalara akliniza gelebilecek her yer ayri bezenmis. Benim anladigim kadari ile Gaudi deniz alti yasamdan esinlenmis. Deniz altinda da hic bir canli ya da tas keskin degil, hatlari torpuleniyor. Ayni hayat gibi o da bizim keskin yanlarimizi torpuluyor zamanla birlikte. Yaklasik iki saatlik bir surec geciriyoruz Gaudi’nin evinde. Insallah kendi evimi bir gun tasarlarsam Gaudi’den ilham almaya karar veriyorum.
Barcelona gezimizi cogunlukla keyif az da sehir gezisi olarak planladigimiz icin Casa Battlo’dan cikip kendimizi yine alisverise atiyoruz. Barcelona’da kucuk kucuk degisik tarzda dukkanlar gormek mumkun bildik H&M, Mango Zara gibi alisveris merkezlerinin yaninda.
Bu aksam için Istanbul’dan tiyatro biletimizi almistik. Saat 20:00'de Gran teatre del Liceu Lucia di Lammermoor adlı operayı seyretmek üzere La Rambla'ya doğru istikamet alıyoruz alışveriş sonrası. La Rambla anlaşılan o ki her gün uğrak yeri olacak. Yemek için Monica'nın La Rambla'da yemeyin de nerede yerseniz yiyin tavsiyesinin tam zıddına tekrar La Rambla üzerinde bir restaurantta karar kılıyoruz ve Paella siparişini veriyoruz. Paela sipariş veriyoruz. Paele'yı ben kendimce tarif edeyim, domatesli pilavın biraz baharat ve deniz mahsulleriyle karışımı.. Oldu size 15 EUR. 

Çok geçmeden Tiyatronun önündeyiz, biletlerimizi internetten satın aldığımız için Ticket Box'a gidip asılların alıyor ve içeri giriyoruz. Tiyatro geçen senelerden birinde yandığı için yenilenmiş aslına sadık kalarak. Kırmızı koltuklara gömülüyoruz. En ucuz bileti aldığım için sahne görüşümüz yokmuş! Londra'da hiç değilse ayakta da olsak sahneyi görmüştük. Yine de müzikleri dinlemek çok iyi geldi. Molada yanımdaki beyfendi bana dönerek ispanyolca konuştu ve ispanyolca konuşamadığımı görünce çok şaşırdı:) Söylemem gerekiyor burada türkmen kızı olsam da Avrupa'da ya italyan ya da İspanyol diye düşünüyorlar. 11 gibi ruhumuz dinlenmiş olarak eve geri dönüyoruz.



30 Aralik: Barcelona'ya gitmeden önce okuduğum tüm bloglarda biletlerin önceden alınmasını tavsiye ediyorlardı. Park Guell biletimizi saat 14:00 için almıştık. Sabah geniş kahvaltıdan sonra Park Guell'e doğru yola koyuluyoruz. Bugün Barcelona metrosu ile tanışma günü. Barselona metrosu bir kaç hattan ve zonelardan oluşuyor. Bu kez t10 denilen 10'lu biletten alıyoruz. Metrodaki görevli yarı açık olan çantamı kapatmamı ve sıkı tutmamı öğütlüyor. Hırsızlık çok yaygınmış ama biz hiç denk gelmedik Allah'a şükür. Londra Metrosu da karışık ancak orada ziyaretçiler için çok yönlendirme var. Barselonada ise biraz kendi başınasınız Vallarca Metro durağından yürüyeceğiz. Bu arada offline Barselona haritasını indirmiştik. Şehirde belli noktalarda free wifi var. Vallarca'ya indiğimizde büyülü La Rambla ve çevresinin yerini kenar mahalle alıyor. Bazı binalar özenli bazıları ise oldukça sıradan...Park Guell için yönlendirmeler var ancak yine sora sora Bağdat bulunur ata sözünü tutarak insanlara soruyoruz. Bir kısa yoldan bahsediyorlar bir de görkemli girişi olan ana girişten. Bizde görkemli olanı tercih ediyoruz. Yol boyunca gördüğümüz Japon/Çinli turistleri takip ediyoruz. Yarım saatlik bir yürüyüşten sonra Park Güell'e varıyoruz. O da ne??? Bir masal dünyası canlanmış karşımızda duruyor. Park Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak yaptırılmış. Dün Casa Battlo bugün Park Guell, Gaudi'nin muhteşem dünyasını yansıtan iki güzel yerler. 
Parkın girişinde yarım saat arayla girişi sağlamak için sistem var. Yazın burayı düşünemiyorum kalabalıktan insan bayılır burada. Parkın içerisinde 2 saate yakın süre geçiriyoruz. Parkın diğer bölümü ise halka açık ancak buraya kadar gelipte Gaudi'nin dünyasına göz atmadan geri dönmek olmazmış. Bu kez maceracı ruhumuz ana girişten değil bize gelirken bahsettikleri kısa yoldan gitmemiz için sürükledi bizi. Hola 10 dakika sonra Vallarca metro istasyonuna vardık. Yol üzerinde ise hediyelik eşya satan dükkana uğradık. Burada magnetler 0.50 centten başlıyordu. Bolca hediyelik eşya alıp bu zorlu kısmıda bitirdik.



Park Guell'den sonra bugün yeni bir şey deneyeceğiz. Couch Surfing toplantısına gitmek üzere hazırlanıyoruz. Toplantı Barcelonatta'da. Tekrar metroya geçiyoruz. Barcelonatta'da inince önce yanlış yere geldiğimizi düşünüyoruz ancak biraz aramadan bara ulaşıyoruz. Tipik CouchSurfing toplantısı. Burada Meetup'la birleştiriyorlar genellikle. Couchsurfing ücretsiz konaklama imkanı veren portal Meetup ise şehirdeki yabancıları yabancılık çekmesinler diye bir araya getiren portal. Daha önce hiç bir toplantılarına yurtdışında katılmamıştım. İstanbul'da gidiyordum aslında. Çok iyi oldu bu kez. Yılbaşında da CouchSurfing toplantısına gitmeye karar veriyoruz. 


31 Aralık: Uzun bir gün olacağı için sabah yine geniş bir kahvaltı yapıyoruz bu arada markette baget ekmek keşfettik. Sandviçleri ton balıklı yapıyorum ve Mürsel sandviç hazırlama görevini bana bıraktı. Marketi, manavı, kafedeki Mikeeli tanıyoruz. Eşofmanla alışverişe çıkıyorum o kadar samimiyiz Barselonayla. Ögleden sonra Barcelona ara sokaklarinda dükkanlara giriyoruz. Ana caddelerin aksine ara sokaklarında çok özgün butikler bulmak mümkün. İkinci el mağazalarda yaygın. Vakit hızla geçiyor. Akşam yemeği için Couchsurfing toplantısının yapılacağı yerin yakınında bir yere gitmeye karar veriyoruz. Marina'da sakin sakin dolaşırken Semprevira'da karar kılıyoruz. Mekan o kadar çok kalabalık ki, bu kadar insan yanılmış olamaz deyip iöeri giriyoruz. Gerçekten yemekler hem güzeldi hem de porsiyon olarak çok büyüktü. Mürsel tabağını bitiremeyince lokanta sahibi gelip beğenip beğenmediğimizi sordu. Tabakların bizim için çok büyük olduğunu söyledik. İşini gerçekten çok seven biri belli. Yemekten sonra Juanita Lala'ya geçiyoruz. Frankfurtta geçirdiğim yılbaşından sonra havai fişek gösterisinden acayip soğumuştum. Barselona'da havai fişek gösterisi Plaza Espana'daki Font Magica'da oluyormuş ancak çok kalabalık olup dönüşte metro kalabalık oluyormuş. Seçimi Mürsele bırakmıştım o da dışarıda bütün gece dışarıda duracağımıza partiyi tercih ederim deyince ne yalan söyleyeyim sevindim. Frankfurt'taki yılbaşı anlayın ki ne kadar soğuttu beni...

Juanita Lala'da insanlar toplanmaya başlıyor, dün akşamdan tanıdık simalar görmeye başlıyoruz. Bu meetup /couchsurfing partileri oldukça pratik oluyor 3 günlük şehirde bile kendimizi şehre ait hissettirmeyi başarıyor. Saat 23:30 gibi havai fişek gösterisini izlemek üzere Marina tarafına geçiyoruz, partidekilerin çoğu içeride kalıyor, marina da küçük bir toplulukla sakince 24:00 olmasını bekliyoruz ve sonra havai fişekler görülmeye başlıyor. O kadar sakin bir yılbaşıydıki İspanyolların sakinliği eğlence tarzlarına da yansımış. Partide türk arkadaşla tanışıyoruz ingilizce neredensin diye sorulup İstanbul yanıtını duyunca gerçekten mi? diye duymak ayrı bir güzellik. Partiyi gece 3'te bırakıyoruz ve eve taksiyle dönüyoruz. Hoşgeldin 2016

01 Ocak: Yılın ilk günü için program yapmamıştım. Öğlene kadar uyuma molası veriyoruz. Güzel bir kahvaltıdan sonra dün akşam tanıştığımız türk arkadaşımızla ve onun faslı arkadaşıyla kahve içmeye gideceğiz. Daha 4 gün öncesine kadar tanımadığın bir şehre bu kadar çabuk adapte olmak çok güzel. Türk ve Faslı arkadaşla metro çıkışında buluşuyoruz. La Rambla üzerinden kaç gündür gitmeye niyetlenip gidemediğimiz Marina'ya kadar iniyoruz. Yol boyunca konuştuğumuz için etrafa çok dikkat edemiyoruz bu kez. Kendimi bir anda Kristof Colomb heykelinin önünde buluyorum. Biraz daha ilerleyince metroda aktarmalı gittiğimiz Barcelenotta çıkışının önünde buluyoruz. Aslında o kadar da uzak değilmiş. Faslı arkadaşımız bizi ünlü bir yere götüreceğini söylüyor ve Barcelenotta ara sokaklarına dalıyoruz bir ara kaybolduğumuza kanaat getiriyoruz ancak onun da kalbini kırmamak için ses etmiyoruz. Hatta Türk arkadaşımız bu böyle yapar; sizi bir yere götüreceğim der sonra dolaştırır dolaştırır sonra da bulamadım der; Bu konuşmalar yol boyunca devam etti karşılıklı olarak kültür farklarını konuşuyoruz; aynı anda da kendimizi restaurantın önünde bulduk ve burası inanılmaz bir şekilde harika. Salamanca... bizim kumkapı benzeri bir yer ve içeride duvarlar resimlerle süslenmiş. Yemekleri ise inanılmaz lezzetli. Favori balık mezelerinden söylüyorlar ve patatesli ahtopot nefisti. Bizi şaşırtan bir şey daha yapıyorlar hesabı bizimle paylaşmıyorlar! Ne de olsa hemşerimiz, çok teşekkür ediyoruz çok güzel bir akşam ve anı oluyor bizim için. Saat 10 gibi eve geri dönüyoruz.





02 Ocak: Bugün programda Montjuic var; Metroya vardığımızda Montjuic'e giden finikülerde bakım olduğunu bu nedenle otobüsle teleferiğe ulaşımın olacağını öğreniyoruz. Aslına Barselona'da iki tane teleferik hattı varmış bizim istediğimiz marinadan kalkandı ancak ona nasıl gidileceğini bir türlü net anlayamadı. Barselona'da yönergeler çok net değil bizde şansımıza ne çıkarsa diyoruz. Otobüsle MontJuic tepesine kadar ulaştık. Bugün hava nispeten biraz soğuk biraz da tepe olduğu için esiyor. Montjuic kalesini ziyaret için bilet alırken sesli kılavuzda alıyoruz. İyi ki de öyle yapıyoruz, rehberimiz hem kaleyi anlatıyor hem de Barselona ve İspanya tarihi hakkında bilgi veriyor bize, ve kale içerisinde gezerken kimsenin giremediği kilitli bölümlere bizi alıyor. Bundan dolayı Montjuic kalesi kesinlikle rehberle gezilmeli. Tepenin adı Yahudilerin yerleşim yeri olduğundan Montjuic diye adlandırılıyor. Gelirken binemediğimiz teleferiğe inişte biniyoruz. Kısa bir yolculuktan sonra otobüse ilk bindiğimiz yere ulaşıyor ve kendimizi yine La Rambla'ya atıyoruz. Dün uğrayıp kapalı bulduğumuz La Boqueria'ya uğruyoruz. İstiklal'deki balık pazarının gelişkini olarak bir renk cümbüşü sunuyor. Meyve bardaklarını 1.50 €'dan başlayan fiyatlarla sunuyorlar. Ayak üstü yemek yiyebileceğiniz büfe tarzı lokantalar da var. Yine geç kaldığımız için ve yemekte de karar veremediğimiz için La Rambla'ya geri dönüyoruz. Bu kez ısrarım sonucu Pizza yiyoruz ve yediğim en güzel pizzalardan biriydi diyebilirim. Yemekten sonra ise yine couchsurfing Irish Pup'daki partisini katılıyoruz. Burada güzel vakit geçirdikten sonra yine evin yolunu tutuyoruz.

03 Ocak: Bugün program çok yoğun. Önce La Sagrada Familia  sonra da Picasso Museum. Her ikisi için Pazar günü ücretsiz giriş diye okumuştum özellikle ayın ilk Pazar günü tüm gün, diğer pazarlar ise saat 15:00'den sonra ücretsiz diye. O nedenle bu iki önemli yeri Pazar gününe bırakmıştık. La Sagrada'ya varınca buranın asla ücretsiz gününün olmadığını öğrendik işin kötüsü biletlerde sabah erken saatte bitmiş ve internetten sadece ertesi günden başlayarak bilet alabiliyormuşuz. O nedenle dışından bakmakla yetindik. Yalnız görsellerde çok haşmetli görünen bu yapının aslında mahalle arasına sıkışmış halini görünce şaşırdım. O geniş bahçeden çekilen görsel aslında tam konumunu yansıtmıyor ancak bir şehri simgeliyorsanız biraz makyaj normal diyoruz. Buraya yakın ayda bir kurulan ikinci el pazarı varmış ve her şey 1 EUR imiş. 

Zamora caddesi üzerinde. Sora sora burayı da buluyoruz daha doğrusu burası olduğuna inanmak istiyoruz. Bizdeki pazarlara çok benziyor ancak kendimize uygun bir şey bulamıyoruz. Çok geçmeden Picasso Müzesine geçiyoruz. 





Picasso Müzesine varınca ücretsiz bileti almamız söyleniyor. Biraz ilerideki bilet ofisinden. O da ne! bütün turistler müzenin Pazar günü ücretsiz olduğunu duymuş olmalılar, bilet kuyruğu 100 metre en az. İstemeye de olsa kuyruğa giriyoruz. Kuyrukta ilerlerken flamenco gösterisi ilanını görüyorum. Sadece 25 € Mürsel daha önce flamenco izlediği için tekrar izlemek istemiyor ben de buraya kadar gelmişken izlemeden dönmek istemiyorum benim için çok iyi bir fırsat oluyor. İlk seans 6'da ve 1 saatten biraz fazla sürüyormuş. Çok uygun. Müzeden sonrası için aklımda tutuyorum. Picasso Müzesinde de sesli kılavuz alıyoruz. Picasso'nun erken ve olgunluk dönemi eserlerini inceliyoruz. Çok daha muhteşem müzeler gezmiştim ancak hayatta bir kez yapılacak gezilerden olduğu için önemli. 6'ya 10 kala
Flamenco gösterisi için mekana gidiyorum. Mekan eski bir binanın avlusu gibi bir yere konumlanmış oldukça güzel ve sıcak bir atmosfere sahip. 1 saatlik göz ve kulak ziyafetinden sonra beynim tamamen dinlenmiş ve karnım aç bir halde Mürselle buluşuyorum. Yemek için onun seçtiği bir yere gidiyoruz ve minik tapaslardan kendime bir menü yapıyorum. Barselona'daki son akşam yemeğimiz. Gece 9 gibi eve dönüyoruz. 

04 Ocak: Sabah valizleri hazırlıyoruz, uçuşumuz akşam olduğu için boşluk kalan bir iki saati ayrı ayrı değerlendiriyoz. Ben La Rambla'nın paralelindeki sokakta Christmaz Pazarını buluyorum. Burada kendime çok güzel bir cüzdan alıyorum. Nihayet içime sinen bir hediye buldum. Çok mutluyum. Eve dönüp valizi alıp AeroBus durağına gidiyorum. Dönüşte AeroBus El corte ingles plaça Catalunya dan alıyormuş son ana kadar girebildiğim tüm mağazalara bakıyorum ve bugün Barselona'da hava biraz soğuk ve puslu ve ayrıldığım için biraz soğukta geliyor. Havalimanına 3 gibi varıyorum. Elveda Barselona biz sende çok güzel vakit geçirdik, bizi çok güzel ağırladın ve hoş bulduk İstanbul her dönüşümde biraz daha sevdiğimi fark ediyorum İstanbul'u





6 Aralık 2015 Pazar

Barcelona'ya gidiyorum Yılbaşı 2016 8 gün Barselona maliyet



Barcelona'ya gidiyorum Yılbaşı 2016 - 8 gün maliyet


19 Kasım: Her şey Pegasus'un indirim kampanyası mesajının gelmesiyle başladı. İtiraf ediyorum geçen yılbaşı İstanbul'da geçirince için burkulmuştu. Bu sene Pegasus bahane oldu ve Yılbaşı için yeni rota belli oldu. BARCELONA! Bu kez yol arkadaşım Mürsel

06 Aralık: Airbnb'den Barcelona merkezde çok güzel konumda uygun bir oda kiraladım. Ev sahibimiz Monica. Salı günü ise vize için başvuruda bulunacağız inşallah.

16 Aralık: Schengen vizem 3 ay olarak çıktı. İspanya vize merkezi nispeten evraklarda esnek. Ancak randevü usulü çalışıyorlar. İlk gittiğimizde İspanya resmi tatili imiş. İkincisinde randevümüz yok diye geri çevirdiler. Üçüncü de nihayet kabul edildik.

27 Aralık: Barselona için deli gibi internette araştırma yapıyorum.Barselona'da alternatif çok o nedenle bir hafta dolu dolu yaşanabilir mesele şu ki hangisini seçmeli. Kendime referans aldığım siteler ise genellikle bloglar ve ekşi sözlük.

Seçme siteler ise ilk kez denk geldiğim: www.visitacity.com Bu sitede şehre ait günlük planlama yapıyor. Harika!
Konaklama sitesi ise: www.airbnb.com
indirim siteleri: groupon.es
Opera biletini satın aldığım site: www.classictic.com
Flamenco için çok kararsız kaldım ve o nedenle bileti buradan almadım. 
İstanbul üyesi olduğum yabancıların tanışma sitesi couchsurfing ve meetup bu kez Barselona'da çok işimize yarıyor. Yurtdışına çıkan herkese üye olmalarını tavsiye ediyorum.
https://www.couchsurfing.com/
http://meetup.com

Maliyet: 8 günlük barselona maliyeti herşey dahil: 2000 TL (625 EUR)

Sabit giderler:
Airbnb oda kiralama: 516 TL
Pegasus Uçak bileti: 428 TL
İspanya vize bedeli: 80 Eur: 279 TL

Barcelona ulaşım: 
Havalimanı Şehir merkezi Aerobus: 10,90 EUR
Şehir için 10'lu bilet: 10.95 EUR 
Yılbaşı akşamı taksiyle eve dönüş: 11 EUR
Kaldığımız ev şehrin çok merkezinde olduğu için ulaşıma çok az para ödedik

Kültür harcaması:
Casa Battlo: 14 EUR
Park Guell:  7 EUR
Opera Lucia di Lammermoor: 14 EUR
Flamenco dans gösterisi: 25 EUR
Couchsurfing toplantısı - ücretsiz

Yemek harcaması: Kahvaltı için kaldığımız sokaktaki süper marketten alışveriş yaptık. Öğlen yemekleri içinse güzel sandviç yaptık ve meyve suyu aldık. Akşam yemeklerini ise genellikle restaurantlarda yedik. Barselonada yemekler ortalama kafelerde 10 EUR'dan başlıyor ortalama 15 EUR olarak 7 gece harcadık. 150 EUR  



10 Eylül 2015 Perşembe

Kendi işimi kuruyorum


25 Yıldır çeşitli firmalarda çeşitli pozisyonlarda çalıştıktan sonra nihayet kendi işimi kurmaya karar verdim. 

Benim gibi kendi işini kurmak isteyenler için günlük yazmaya karar verdim. 

İlk önce şirket kurma aşamasında ve öncesinde takip ettiğim yollar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum:

1. Aşama Şirket kurmadan önce yapılacak işler:

Konu ile ilgili olarak tavsiye alın. 

Sizin yapmayı düşündüğünüz işle ilgili daha önce kendi işini kurmuş insanlarla ya da müdür pozisyonundaki deneyimli kişilerle görüşün ve onların çok değerli sizin aklınıza ilk etapta gelmeyen önerileri olabilir. Bir muhasebeci ile konuşun. Tanıdığınız ya da size tavsiye edilen bir muhasebeci olabilir. Mümkün olduğunca bilgi toplayın bu daha sonraki karar verme aşamalarınızda size yardımcı olacaktır. (Eğer karar verme yeteneğizi geliştirmek istiyorsanız, şu videoyu izlemenizi öneririm. Dr.Zafer Akıncı Doğru Karar verme ile ilgili çok güzel bilgi veriyor https://www.youtube.com/watch?v=N_EgjwxSP1I ve https://www.youtube.com/watch?v=moWKNeevqLo) 


Şirket tipinde karar kılın: Yeni başlayanlar ve tek kişi işletmeleri için şahıs firması hem kurması açısından hem işletmesi açısından hem kolay hem maliyeti uygun. Ben de şahıs şirketi olarak açmaya karar verdim.

Firma ünvanınız üzerinde iyi düşünün: Firma ünvanını serbestçe belirleyebilirsiniz ancak logo çalışmalarına yatkın olması ve kolayca telaffuz edilmesi (yerli ve yabancı dilde) üç heceden fazla olmaması, bir şekilde açıklaması olması işinizi kolaylaştırır, içinde o harfi geçerse o harfini logoda şekillenmesi kolay oluyor. Ayrıca bu ünvana uygun .com alan adı müsaitmi mutlaka bunu da ünvan belirlerken dikkate alın.

Ofis lokasyonuna karar verin: Başlangıç için home ofis ya da ekonomik bir ofis seçebilirsiniz eğer evde çalışma disiplininiz zor oluyorsa. Ben daha önce aynı bölgede çalıştığım için EGS Business Center içinde yer alan eOfis​ e karar kıldım. Başlangıç maliyetinin çok düşük olması ve saygın bir lokasyonda yer alması benim için öne çıkan özellikleriydi. Bunun haricinde, telefon numarası, internet elektrik ve su gibi hizmetler kiraya dahil. Başlangıç için ideal.

Web sitesi: Alan adını ünvanınıza göre kontrol ettikten sonra, size uygun gelen bir web hosting servisinden yararlanabilirsiniz. Ben bilgisayarcıma ve bir freelance tasarımcıya danıştıktan sonra kendim yapmaya karar verdim. Daha önce web tasarımı kursunu bitirdiğim için biraz aşinalığım var eğer sizin hiç yoksa birisinden yardım alın. Web sitemi TR.wix üzerinden aldım hazır şablonlar var. Fiyatı başlangıç için uygun,ve esnek, ancak e posta için ayrı hizmet satın almanız gerekiyor google adds üzerinden ise pahalı. Bunu Doruk.net ten sadece mailbox hizmetinden yararlanarak aşmayı planlıyorum. Ayrıca TR.wix için söylüyorum ilk düzenlemeye başladığınız template kalıcı oluyor.

Kartvizit tasarlayın:
Burada ayrıca tasarımı ilgilendiren kartvizit üzerinde de düşünebilirsiniz. Kartvizit için eğer çabuk sonuç almak istiyorsanız, bir kırtasiyecide ozalitçiler sanıyorum taslağı verip bastırabilirsiniz. Benim kartvizitimi ise Gokhan adında bir grafiker arkadaşım hediye olarak yaptı.


Bilgisayar programları: Eğer başlangıçta çok detaylı çalışmak istemiyorsanız, her kullanışlı programın bir open versiyonu var. Bilgisayarınızda sadece lisanslı program ya da open source program bulundurun. Benim kullandıklarım
Openoffice.org ve görsel işleme için Paint.net ve Inkscape

Şimdi geldik harekete geçmeye: Alt yapı ile ilgili olarak her şey için araştırma ve hazırlığımızı yaptığımıza göre artık harekete geçebiliriz. 

Ofis için bir kontrat yapıyorsunuz. Home office ya da kiraladığınız yer. 
Bu kontratla birlikte ikametgah kağıdı ve noterden çıkartacağınız imza beyannamesi ve muhasebeci vekaleti ile muhasebecinize başvuruyorsunuz.

Muhasebeciniz sizin adınıza vergi dairenize açılış evrakları hazırlıyor ve başvurunuz hemen yapılıyor. Benim başvurum 03 eylülde yapıldı. 07 eylülde ise ofisimde vergi memurunu yoklama için bekleyeceğim.

Vergi memuru geldikten sonra, yoklama kağıdı ile resmiyet kazanıyorsunuz, Muhasebeciniz sizin için başlangıç faturanızı ve irsaliyenizi onaylatıp teslim ediyor. Böylece müşterilerinizi karşılayıp, faturanızı kesip ticari faaliyetinize başlayabiliyorsunuz. Bol şanslar Allah yolunuzu açık etsin!

Maliyet:
Ofis Kirası: Anlaşmanıza bağlı
Muhasebe ücreti: 250 TL
Noter vekaletname: 80 TL
İmza beyannamesi: 40 TL
Fatura irsaliye Kaşe: 100 TL
Web alan adı/hosting: 300 TL
Kartvizit basımı: 100 tl
Ticaret odası kaydı : 150 TL (isteğe bağlı)

İsteğe bağlı: İşinizle ilgili olarak ticaret odalarına kayıt olabilirsiniz. Bazen ücretsiz eğitimler düzenleniyor ya da vize almak için faydalanabilirsiniz. Ben başlangıç olarak İstanbul Ticaret Odası ve İngiliz-Türk Ticaret Odasını seçtim
(Edit: 10 Aralık itibari ile Ticaret odası kaydım başarıyla gerçekleşti. Ticaret Odası kaydı için ilk önce firmanızı Mersis'e kaydettirmeniz gerekiyor. Burada yazacağınız faaliyet konusu ile Noterde yaptıracağınız Unvan talepnamesinde adres, faaliyet ve unvanın aynı olması gerekiyor. Benim ilk evrağım red yedi. Ünvanda Danışmalık ibaresi olmazmış. Adres tutmuyormuş çünkü noter Vergi levhasında yazan adresi baz almıştı, ve faaliyet konusundan iki maddeyi onaylamadı.

Ticaret odası sevdam yaklaşık olarak 505 tl Ticaret Odası (Sicil dahil) noter iki evrak 80 tl olmak üzere 600 tl olarak maloldu. Perpa'daki bürosuna gidince inanılmaz sıra var. Sabah erken giderseniz iyi olur. Veznelerde sıra bekleyene kadar bankadan da ödeyebiliyorsunuz. Sonra tahakkuk fişi ile birlikte evrakları alıyorsunuz.

İşlemler: 
1: http://mersis.gumrukticaret.gov.tr adresinden mersis kaydı açıyorsunuz. Mozilla ile çalışıyor. Google izin vermiyor
2: http://www.ito.org.tr/ adresinden ise iki adet form dolduruluyor. Biri başvuru diğeri ise Sicil memurluğuna dilekçe
3: Mersis'te oluşturulan belgeyi noterden onaylatmanıza gerek yok. Ancak ticaret odasını aradığınızda önce noter onaylı alabilirseniz alın noter yapmazsa bu taahütname kağıdına 3 imza atarsanız kabul ederiz diyor. Tabiki sadece 3 imza atarak noter onayını yaptırmadım.
4: Noterden tescil talepnamesi hazırlanıyor mersiste oluşturulan taahhütnamedeki bilgilerle.

(Edit: 15 Aralık: Yardımcı müdür evraklarımı reddetti. Sebebiyse ünvandaki danışmanlık ibaresi ve faaliyet konusunda iki maddeyi uygun bulmaması. Evraklarımı yaptırmadan önce evraklarımı iade eden müdürle konuştum. Tekrar notere gidip tekrar red yememek için ne yapmam gerektiğini sordum. Onun gözetiminde yeni metni ve ünvanı hazırladım. Bu kez ticaret kaydım yapıldı)

Başarılar)


Yükümlülükler: İş güvenliği yasası gereği risk değerlendirme analizi yaptırmak gerekiyor ancak henüz şirketimde çalışan (stajyerde olsa) olmadığı için bu kapsamda değilmişim. Eleman çalıştıranlar ise mecburen bu analizi yaptırmak zorundalar. (6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 2 nci madesinin 2 inci fıkrasının (ç) bendi uyarınca )

07 Eylül:
Senelerdir kendi işimi yapmanın hayalini kurmuştum. Bir hayalim daha Allah'ın izniyle gerçek oluyor, çok heyecanlı olurum diye düşünmüştüm ama rutin bir iş gününe kalkar gibi kalktım. Hayalini kurarken bile heyecanlanmıştım halbuki... 10:00 gibi ofisten içeri girdim, hazır ofis olduğu için tüm alt yapı hazır ve yalnız değilsiniz, işte sekreter karşılamaya hazır. Masam hazır, internet hazır bilgisayarımı açıp, içecek bir şeyler almaya mutfağa gittim sanki yeni bir işyerinde çalışmaya başlıyor gibi... Çok olağan. Bugün eşe dosta haber vermekle, facebook üzerinden açmış olduğum sayfaya bilgi girmekle geçti. Ayrıca bu iş merkezinde daha önce çalıştığım için her yere aşinayım, eski iş komşularımı ziyaret ettim. 6'da işten çıktım. Senelerdir sabah hep işe geç kalmışımdır ancak her zaman 6'da çıkmaya sebat etmiştim bu düzen aynı devam etti. 

08 Eylül: 
Bugün de olağan bir şekilde başladı. Halen kendi işime değilde bir şirkette işe başlamış gibi işime gittim. Öğlen ilk resmi ziyaretçim geldi! Vergi memuru tabiki, yoklama yapmaya geldi. Artık firmanın varlığı resmi olarak onaylandı. Bütün gün web sitesi üzerinde çalışmayla ve eşe dosta mesaj atmayla çarçabuk geçti. Eski bir komşu firmayı ziyarete gittim, kart bırakmak için. Orada tesadüfen bulunan bir imalatçı bizi firmasına davet etti yeni ofis açtığımı duyunca. Sanıyorum sahneye yeni aktörler girecekti. Yeni düzene giderek ısınmaya başladım. Akşam ilginç bir şey oldu. Salı akşamları Vakfa gidiyorum ve 7'de başlıyor toplantı. Müdürümden de akşam 10 dakika erken çıkabilir miyim diye sormak istemediğimden hep 7:10 gibi yetişebilirdim. Sonra kendi .kendime düşündüm, hey Fatma artık sen kimseden izin almak zorunda değilsin, dilediğin gibi erken çıkabilirsin. Birden bu iş yeri sahibi olma konumu sevimli gelmeye başladı. İçim aydınlandı.

09 Eylül: Bugün tarifsiz bir şekilde erken uyandım ve tekrar uyuyamadım. İlk günlerde görünmeyen heyecan yeni başlamıştı. Artık kendi işim vardı ve ben ona hazırlanacaktım, artık bu benim gerçeğimdi. Öğlen ilginç bir şey daha oldu. Yemek için ofisten çıkarken alışkanlık olduğu üzere sekreter hanıma ben yemeğe çıkıyorum diye söylemek için ağzımı açtım sonra kendi kendime dedim ki, Fatma artık sen yaptıklarından kimseye haber vermek zorunda değilsin, sadece çıkıp gidebilirsin. 25 senenin alışkanlıkları kolay değişmiyor, tekrar bir gülümseme aldı beni. Öğlen yemeğe çıktığımda fiyatların artmış olduğunu gördüm. Çalışırken öğlen yemeği olarak bütçem vardı ve yetmediği zaman patronla konuşmak kolaydı şimdi kiminle pazarlık yapacağım:) bu konuyu gündeme almaya karar verdim henüz yemek bütçesi yapmadım. Ama bir ara yapacağım söz:) Beynim henüz bir işveren beyni gibi çalışmaya uyarlayamadı kendini.. Bugün daha çok sevdim kendi işinin sahibi olma fikrini. Bütün gün web sitem üzerinde çalıştım, facebook üzerinden arkadaşlarımın tebriklerini kabul ettim.

Kendi işimi açtığımı duyan arkadaşlarımdan gelen ilk yorum tebrikler ve nasıl cesaret ettin oluyordu. Bu sorunun cevabı benim için, maaşlı bir işten elde edebileceğim maddi ve manevi kazançların en üst sınırına gelmiştim ve artık daha fazlasını istiyordum, bu daha fazlası için maaşlı işin faydalarını gözüm görmeyecek hale gelmişti.


14 Eylül: Vergi levham geldi ancak nace kodunda sıkıntı var. Değişmesi için dilekçe verilecek. Bu ikinci haftam işyerimde bu hafta ise ufaktan firma ziyaretlerine başlayacağım. 

15 Eylül: Bugün iki ziyaretçim vardı ofisimde. Web sitemin içeriği hakkında konuştuk, içerik işlerini ona pasladım ve ayrıca güzel bir fikir de verdi Aws. Seminer odasında iki saatlik ücretsiz dış ticaret semineri. Kendisi Business System Information öğretmeni. Eğer sen de yarım saat konuşursan harika olur dedim. Kabul etti. Önümüzdeki günlerde bu konu üzerine düşüneceğim. İş kurmanın güzel yanı fikirlerin sağdan soldan önünüze çıkması, kötü yanı ise maddi manevi destek olur diye başlangıçta düşündüğünüz kişi yada firmaların çoğunun ölüm sessizliğine bürünmesi... Allah'tan ki sıfır müşteri sıfır iş diye hesap yaparak yola çıkmıştım. Hayal kırıklığına uğramadım sadece biraz içim burkuldu. Maddi manevi destekler hiç ummadığım yerden geliyor Allah'a şükürler olsun.

18 Eylül:  Hani deniz yolculuğuna çıkarsınız ve kara arkanızda kalır bir müddet bakarsınız ve gözden kaybolup, artık denizde olduğunuza iyice kanaat getirince kafanızı çevirip ileri bakmaya başlarsınız ya, işte ruh halimi en güzel bu anlatıyor, bütün çalışmalar, acabalar, ne olacaklar yerini arka sıralara bıraktı ve yüzümü ileriye döndüm. Dil okuluna Malta'ya gitmiştim. Orada bir oda arkadaşım vardı. Şimdi iş arkadaşım oldu. Ekim ayında fuara geliyor İstanbul'a ve ben de onunla birlikte fuara katılıyorum. Böylece yeni firmamda ilk resmi işlemimi yapacağım. 


12 Ekim: 1 - 4 Ekim tarihleri arasında Led&Lighting fuarına IECOL firmasına yardımcı olmak üzere fuara katıldık. Yorucu ama güzel bir fuar geçirdik. IECOl firması Çin firması olduğu için fuarda Çinle ilgili bir sürü bilgi edindim, genel olarak herkesin bir güven sorunu var. Ana şikayet; Türkler ve diğer ülke insanları Çin firmalarına güvenmiyor, genelde sipariş açıldıktan sonra 1 konteyner iyi 2.konteyner iyi geliyor. 3.de yüklü sipariş açıldığında ise ya fabrika kapanıyorr ya da mal çöp geliyor. Konuyu her iki taraftan da inceleme fırsatım oldu. Çinli firmalarda Türkiye'ye gönderilen malzeme vesaik geldiğinde bakiye alamadığından şikayetçi, o nedenle parayı tahsil etmeden malı salmıyor. Uzun yıllar Çinle iş yapan bir firma sahibi şu bilgileri paylaştı, Çinle iş yapmayı düşünen kişilere yardımı olabilir. Çin'de yok diye bir kelime yok dedi. Örneğin bir şişe sorarsınız kaç para 10 lira, 9 olur mu olur, 8 olur mu olur, 7, 6, 5 olur siz düşünürsünüz çok iyi pazarlık yaptım, halbuki Çinli bir kesik atmadan ürünün fiyatını bir cent bile düşürmez, yani sizin numune şişe örneğin 40 gr'dır ama üretimden çıkan 15gr olur elinizde kırılır gibi.. Diğeri Çin tabiki çok büyük pazar ve tüm dünyada mal yaptırıyor, ancak Avrupalı malı kontrol etmeden malı yükletmez, bizim iş adamları ise parayı öder, ülkesine döner malı bekler, artık ne gelirse çer çöp bahtına iyi de gelebilir ve bir de bence en önemlisi bu, firma patronu ne kadar iyi olursa olsun iş üretim müdüründe biter dedi, genelde üretim müdürleri fabrikayı yakar. Adet yüksek olduğu için üretim müdürü bir yan malı kazanç elde etmek için ürüne katarsa ürün çöp olur ve üretim müdürü fabrikayı satmış olur... Yani patron ve ürün çok iyi olabilir ancak hep aynı malı alacağınızın garantisi yok. 

Olay Çin tarafında ise şöyle, çok büyük bir haksız rekabet var; aynı malı yarı fiyatına sunabiliyorlar ancak Bayan Li şöyle açıklıyor, bu firmalar sadece siparişi alıyor, maaş ödemiyor hammadde parası ödemiyor malı yüklüyor sonra kapatıp gidiyor biz ise 6 senelik bir firmayız ve düzgün malzeme/hizmet vermek istiyoruz... Benim aklıma ise şöyle bir şey geliyor, Firma arka planını kontrol etmeyen firma rus ruleti oynar, şanslı ise kar eder, değilse parası yanar.

Tabiki bir sürü insan Çinle iş yapıyor ve yapacaklar da. Soru şu sorun var okey ama çözümü nedir? Burada uluslararası gözetim firmaları devreye girebilir. SGS gibi sizin adınıza ürün kontrolünü yapıp malın uygun üretilip üretilmediğini denetler. Dİğeri ise AON gibi risk sigortası yapan firmalardan sigorta yaptırılabilir, yani fabrika kapanması, kötü niyetli üretim gibi (Navlun sigortasından farklı olarak)

Fuarda bir sürü güzel insanla tanıştım, Çin standında bir Türkle karşılaşınca insanlar önce şaşırdılar ama sonra çok daha kolay oldu anlaşmak



15 Ekim:Kendi işimi yapmaya başlamadan önce, firma sahibi olunca işlerin daha kolay ilerleyeceğini düşünüyordum halbuki çok kısa sürede şunu öğrendim ki, patron ya da müdürün yerini müşteri alıyor ve ben aynı bir iş görüşmesinde ki gibi kendi deneyimimi ve hizmetimi almaları için müşteriyi ikna etmeliyim! ki işi alabileyim eskiden işe alınabileyimdi...

22 Ekim:Fuarda bir kişiyle tanışmıştım. İstanbul'dan mal alımı yapıp yurtdışına gönderiyor. Stratejik olarak çalışma kararı aldık. İstanbul'dan çok çeşitli malzeme almak istiyor ancak bu da şöyle bir duruma yol açtı, çok fazla imalatçı çok fazla ürün var. Aralarından seçim yapmak için hem ürünü hem firmayı seçmek gerekiyor bu da deli gibi iş demek. Başlangıçta uğraştıracak gibi görünüyor ancak bir zaman sonra kendi network'um olacak o zaman işler daha kolay ilerleyecek. Ayrıca bir arkadaşım İstanbul dışından bir arkadaşına beni tavsiye etti. Onunla ise ihracata yönelik danışmanlık yapacağım. İşler gittikçe yoluna giriyor, müşteriler birer ikişer ufukta göründü, henüz satışa dönmedi ama buna hazırlıklıyım. Umutla bekliyorum...

04 Kasım: Üyesi olduğum Toastmaster grubunda Start up üzerine hazırladığım konuşmam.. Konu izleyicilerden olumlu not aldı, ileride bir seminer vermeyi planlıyorum




30 Kasım: İşe başlamadan önce konuştuğum kişilerden çok azı hariç şu soruyu duymuştum... Müşterin var mı? Ben de şu anda bir firmada çalışıyorum nasıl müşterim olsun yok demiştim... O zaman kuşkuyla bakmışlardı. Ancak Allah öyle bir müşteri gönderdiki kendine bağlı 10 müşterisi var neredeyse... Geçen hafta ilk ambalaj makinesi ile ilgili bağlantıyı gerçekleştirdik. O kadar kolay oldu ki ben de inanamadım. Sanki her gün yaptığım bir işmiş gibi bir rahatlık, bir sakinlik. Satış danışmanı bir arkadaşım ise şu yorumu yaptı. Zor olan bir yerde durup beklemeyi göze almaktır ondan sonrası ise zaten doğal olarak gelişir. Vira bismillah diyorum.. 

Aşağıdaki linkte ise özellikle sözleşmeler açısından güzel ve öz bilgiler / taslaklar var. 
http://ticaretokulu.blogspot.com.tr/

17 Aralık: İşe başlayalı 3 ayı biraz geçti, şimdilik her şey planladığım seyirde gidiyor. Ancak şirkete günlük sıcak para girişini sağlamam gerektiğine karar verdim. Ana işimde geri dönüş zaman aldığı için, ofis masraflarını düzenli olarak çıkarmam halinde işime daha rahat konsantre olacağımı düşünüyorum. Bu nedenle internet üzerinden online satış yapmak için kendime mağaza açtım. Portal N11.com ve Ebay.

06 Ocak: Edison gibiyim, Başarısız değilim sadece sonuca ve istenilen müşteriye ulaşmayan yollar deniyorum. Online satış sitesinde sadece ürün listelemenin ürünü satmasına yol açmadığını öğrendim. Ürünü müşteriye cazip hale getirmenin yolu reklamdan geçiyor olmalı. Bugün şirketimin facebook sayfasını reklam olarak çıktım. Bir günde yaklaşık 200 beğeni aldı bakalım kaç tanesi müşteri olarak dönecek. Bu arada çok çalıştığım için kendime ödül olarak Yılbaşını Barselona'da geçirdim:) Bu sefer seyahatim de tanıştığım insanlara mümkün olduğunca işimden bahsettim. 

19 Ocak: Bir haftalık Facebook reklamıyla 13000 kişiye ulaştım, 1718 beğeni aldım ve iki spam mesajı olarak geri döndü. Linkedin'deki faaliyetlerimi artırmaya karar verdim. Alibaba'ya iki ürün girdim ancak henüz satışa dönmedi. Online satışı keşke daha önce öğrenseymişim diye düşündüm. Çünkü ana faaliyetimi yaparken sıcak para girişini sağlayabilirsem süper olacak. Kendime hedef olarak belirlediğim 6 aylık alışma sürecinin 5.ayına girdim. 6 aylık alışma sürecinin az olduğunu düşünüyorum şu anda. Zaten ilk bir ay masama ve yeni ortama alışmayla geçti. 4.ayın sonunda yapmış olduğum bağlantıların yanısıra, insanlar yeni yeni dönmeye başladılar. Ayrıca Ekim ayında yapmış olduğum çalışmanın karşılığını dün aldım. Kutlama yapabilirim! 

4.ayın sonundaki tecrübeme bakarak şunu kesinlikle söyleyebilirim başlangıç için kendinize mutlaka süre tanıyın ve bu maliyeti önceden hesaplayın, çünkü kendinizi bir insana tanıtırken eğer paraya ihtiyacınız olduğunu hissettirirseniz, zayıf düşersiniz ve karar alma sürecinizi etkiler ve olmayacak işlere evet diyebilirsiniz, başlangıçta hayır diyebilme lüksünüz mutlaka olmalı.

25 Ocak: Facebook, Alibaba ve Linkedin'de günlük olarak ürün yayınlıyorum. Ayrıca Türkiye Odalar Birliği Sayfasından ücretsiz firma ilanı yayınlıyorum. Ürün gruplarına lokum, hasta önlüğü, makine ve çorap olarak yoğunlaştım. En çok feedback Facebook üzerinden geliyor. Online ticaretle ilgili olarak bir kaç kişiden fikir aldım. Herkesin söylediği online ticaret işi sabır... Bu hafta mobilya fuarı var. Fuarda biraz kartvizit dağıtacağım. 

01 Şubat: Alibaba hesabımı güvenlik denetiminden geçemediği için kapattı. Ürünler için tekrar hesap açmam gerekecek. İtiraz etmeme rağmen bir ilerleme sağlayamadım. Ürünleri üretici adına tekrar açmam gerekiyor. İkinci olumsuz geri dönüş ise reklam maillerime bir türlü yanıt alamayışım. Belki 200 ayrı mesaj gönderdim ama dönen yok. Bir arkadaşımla konuştuğumda email tanıtımları ile 300-400 mailden sadece bir tane müşteri kazanabildiğini anlattı. Email tanıtım mesajlarına ara vermeye karar verdim. Bunun yerine el broşürü hazırlayıp onu dağıtmaya karar verdim. Einstein'in dediği gibi hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek delilik bu nedenle sonuca ulaşana kadar farklı yöntemler izleyeceğim.

26 Şubat: Şu hayatta her şey bir tecrübe ve ben kendi işimi açmadan önce bu gerçekle yüzleşmeden senelerimi geçirmişim o da şu ki birincisi başkasının iş yerinde çalışarak bir senelerimi ziyan etmişim ikincisi ise başka birinin iş yerinde kurduğum hayallerin gerçekleşmemesinden hep müdürlerimi ya da patronu suçlu bulmuşum ister istemez. Oysa bugün anlıyorum ki kimsenin benim hayalimi gerçekleştirmek için bir amacı yokmuş olamazmış da... Onlar sadece benden kendi hayallerini gerçekleştirmek için yararlanmışlar yine de sabırlı olmuşlar sanıyorum o da çalıştıracak bir diğer insanı bulma zorluğundan olsa gerek... 6. ayımı kendi işimde bitiriyorum ve olayları insanları tamamen yeni bir gözle görüyorum. Belki bugün için çok acımasız yazı oldu ama sadece bunu anladığım için bile değer diyorum. Artık diğer insanlar benim için bir şey yapamaz yapmamalı da herkes kendi hayali için burada. Sorun benim eski düşüncemdeymiş. Şu anda ise kendimi hayata karşı zihin olarak özgür hissediyorum hiç olmadığım kadar. 

02 Mart: Geldim tek bir sorunun yanıtını aramaya. Karşımdaki insanı nasıl ikna etmeliyim ki cebindeki parasını benden hizmet ya da malzeme almak için çıkarıp bana versin? Bu düşünce seneler önce bana sigarayı bıraktırmıştı. O anda anlamıştım ki sigara almak benim isteyerek yaptığım bir şey değil. Beni bağımlı kılarak üstelik sağlığımı tehlikeye atarak her gün cebimden düzenli para çıkartıp sigara şirketlerine aktarmak işte bana yaptırılan buydu. Şimdi aynı soruyu kendime soruyorum. 

Bu günlerde firmamın reklamını yapmaya ağırlık verdim. 
www.kendimatbaam.com üzerinden yeni kartvizit yaptırdım inanılmaz uygun. Bunları kapalıçarşıda tanıdığım firmalara dağıttım. Ayrıca firmalara ulaşmak için fuar organizasyonu yapan şirketlere başvurdum. Mümkün olduğunca çok kişiye ulaşmam gerekiyor. Internations diye bir grubun business networkin aktivitesine katıldım. Faydası olur mu bilemiyorum genelde Türklerden katılım olmutu. Belki ileriki günlerde dönüşü olur. Güzel haber olarak ise ithalat yapmak isteyen bir müşteriye danışmanlık hizmeti vermek için çalışmalara başlıyoruz. 

28 Mart: Bugün sizinle toastmaster'de yaptığım bir konuşmamı paylaşmak istiyorum. Mükemmelliyetçilik üzerine. Toastmaster için konu seçerken her zaman çok zorlanıyorum. Çünkü hiç bir konu yeterince iyi değil, yeterince ilgi çekici değil, yeterince akıcı değil, yeterince o değil bu değil, böylece zaman kayıp gidiyor ve ortada hiç bir ürün yok çünkü sonucun mükemmel olmasına o kadar odaklıyım ki süreçte yaşanacaklarla bunlardan elde edeceğim deneyim ve bilgiyi gözüm görmez oluyor. Bu durum beni mükemmelliyetçilik üzerine düşünmeye sevk etti. Neden mükemmel olmalı ya da olmalıyım? Aslında toastmaster'e başlama amacım topluluk önünde konuşma becerisi kazanmaktı. Sonuç mükemmel olmayabilir ancak kendimi geliştirme yönünde attığım her adım saygımı hakediyor. Hem daha önceki konuşmalarımdan elde ettiğim bilgi şöyle; 3 tür tepki alıyorsunuz kimisi konuşmayı beğeniyor, kimisi eleştiriyor şöyle şöyle yapsaydın ya da şunu deseydin diyor kimisi de sadece beğenmiyor. Değişen tek şey bu tepkilerin oranları konuşmaya göre. Ben inançlı bir insanım Allah'a inanıyorum ve mükemmelliyetçilikle ilgili obsesif yaklaşımım sadece konuşmayla ilgili değildi, dünyayla ilgili ve yaşadıklarımızla ilgili sıkıntılarım vardı. Neden böyle dünya, neden savaşlar var, neden hastalanıyor insan, neden mutsusuz neden dileklerimiz olmuyor, burada da mükemmel olmadığını düşündüğüm sonuçlar yüzünden bütün süreci kaçırdığımı fark ettim. Sonuç ne olursa olsun burada bulunmamızın bir sebebi olmalı, ve bu sebep sonuçlarından bağımsız olarak saygıya değer. Allah bile kusursuz yarattığı dünyada benzer şekilde tepki almayı göze almışsa -insanların kimi seviyor, kimi eleştiriyor, kimi de beğenmiyor- ben de yaptığım işlerde tepkilere değil süreçte ne kadar ilerleyebiliyorum ne öğreniyorum buna odaklanabilirim diye düşündüm. Bu düşünceyi iş hayatıma uyarladığımda kendi işimde 6.ayı geçtim ve sonucu bir kenara bırakırsam kendimle ilgili iş hayatıyla ilgili insan davranışları ile ilgili inanılmaz bilgiler edindim. Henüz istediğim ciroya ulaşamadım hatta yakınından bile geçmiyorum ama kendi adıma hayatta yaptığım ender deneyimlerden biri oldu. Seneler boyunca başka firmalarda çalıştığımda hiç anlamamışım Patron ne düşünür, müdür ne düşünür benim hayatımdaki rolleri ne olmalı? Yani 6 ay önceki insanla aynı insan değilim artık. Sonuç istediğim gibi olmayabilir canım sağolsun ama öğrendiklerim ve hayata bakış açımın değişi geleceğimi tamamen değiştirdi. 

Sıcak para konusuna hali hazırda bir çözüm bulabilmiş değilim. O nedenle e-ticaret üzerinden ilerleyeceğim ancak kendi sitem üzerinden satış yapacağım. 

İkinci olarak Malta'da bir dil okulu ile anlaştık. Buradan öğrenci göndereceğiz.

Söylemiş miydim? Kısmetse Londra'ya gideceğim Nisan ayında. Biraz piyasa araştırması da orada yapacağım.

21 Nisan: Kendi e-ticaret sitemi anons etmekten gurur duyuyorum. http://www.shopingalaxy.com Wix üzerinden e-ticaret sitesini kurguladım. Aslında niyetim ingilizce ve turkçe olarak açmaktı ancak Wix iki dile aynı sitede destek vermediği için bir çözüm bulmam gerek. Alışana kadar türkçe bırakacağım. 
Haftaya Londra'ya gidiyorum, gitmeden önce fuarlara baktım ve tesadüfen kırtasiye fuarının olduğunu gördüm. Gitmişken fuar ziyareti de yapacağım.

16 Mayıs: Londra'daki fuar güzeldi ancak genellikle göze çarpan ürünlerin Türkiye'de bir temsilcisi vardı hali hazırda. Bir ürün bulabildim özellikli. Döndükten sonra işlere kaldığım yerden devam. Ancak motivasyon konusunda bazı günler modum çok düşük oluyor. İnternet üzerinden gönderdiğim tanıtım maillerime dönen hiç bir firma olmadı. Sadece TOBB üzerinden yazdığım bir firma İstanbul'a geldi ancak o da ingilizce bilmediği için yardımcı olamadım. Bu aralar bu işin içinde olan herkesle bilgi alışverişi yapıyorum. Neyseki bana özel bir durum değil, gıda sektöründe de arkadaşım herkese mail atıyorum, ateşeliklere yazıyorum ama bir satışa bile dönmüyor dedi. Öyleyse bu işin sırrı ne? Online satış sitesi için kredi kartı ödeme bağlatmak için başvurdum. Bir firma geri çevirdi. Bir bankanın limitli sanal pos uygulaması var, ona başvurdum.

Babet ürünler için Instagramda sayfa açtım. Ayrıca Etsy gibi sitelere de koydum. Ancak henüz tek satışım yok, eş dost haricinde. 

Çindeki firma ise başka bir firma ile anlaşmış tekrar fuara katılacağız ekim ayında.

23 Mayıs: Bugün güzel haberler peşpeşe geldi. İlk haber Europage sayfasına vermiş olduğum aylar öncesi tanıtıma Cezayir'den bir talep geldi ve bugün skype üzerinden görüşme yaptık. Birlikte iş birliği imkanı olacak gibi. İkinci haber ise tanıtımını yapmış olduğum Akü yardımcı ürünü için numune de olsa sipariş geldi ve en sonuncusu en sona sakladım. İlk online siparişimi aldım N11 üzerinden. Bir an mail gelince gözlerime inanamadım. Siparişiniz var! Aklıma Mesajınız var filmindeki Meg Ryan geldi. Güzel bir gün oldu. 

03 Haziran: Europage portalına vermiş olduğum makine ilanına talep bu kez Etiyopya'dan geldi. Europage müşteri bulma açısından bana en faydalı portal olacak. Ancak Afrika sorunlu bir bölge olduğu için ve dolandırıcı çok olduğu için dikkatli olmamız gerekiyor. Bu nedenle hemen Türkiye Addis Ababa ateşeliğine firma ile ilgili olarak bilgi talebinde bulundum. Ateşelikler bu konuları çok ciddiye alıyorlar. Hemen yanıt geldi. Firma ticaret odasına kayıtlıymış ve Etiyopya ithalatı hakkında genel bilgilendirme yaptılar. Bravo diyorum! Bundan sonrası fiyat ve kaliteye kaldı. Kısmet ne diyelim.

15 Temmuz: Her gün kafamda aynı soru. İnsanlar benden ne satın alabilirler? Onlara ne satabilirim? Online satış için mal bulmak kolay ancak rekabet çok fazla aynı üründen aynı görselle sadece fiyat farkı ile satış yapmak iğne ile kuyu kazmak gibi bir şey. Online satışta başarı için özgün bir malzeme ve tarz yaratma yoluna gideceğiz başka çare yok. Bunun için bir tasarımcı arkadaşımla birlikte kendi butiğimiz için kaliteli ve basit bluz modeli çıkartıp, aksesuarla kombinlemeye karar verdik. Böylece online de yer alan yüzlerce aynı mal/ farklı satıcı sarmalından çıkmayı hedefliyoruz. Düşük fiyat yarışına girmeden kaliteli ve özgün bir tarzla kendi müşteri kitlemizi yaratacağız. Diğer konu ise etrafta mal fazlası var bu nedenle ürünler sadece konsinye olarak kendine yer bulabiliyor, diğerlerinin de oturmuş kendi müşteri kitlesi var. Eminönünde toptan malzeme alabileceğim bir firmayla görüştüm. Ancak onda da aynı sıkıntı var. Diğer satıcılar düşük fiyatla kargo dahil yolluyorlar. Rekabet etmek imkansız. 

18 Temmuz: Bugün Lora arkadaşımla piyasa araştırması için tahtakaleye iniyoruz. Amacımız kombin yapmak için malzeme bulmak ve toptancılarla tanışmak. İlk önce geçen gün ziyaret ettiğim Şark Hana gidiyoruz. Bu kez gezemediğimiz diğer katlara da bakıyoruz. O da ne? Ülke ticaretinin en eski merkezleri Çinlilerin eline geçmiş, baya baya Çinliler dükkan açmış, çalışanı sahibi Çinli bir de koridordan birbirlerine konuşuyorlar Çindemiyiz Türkiyede mi belli değil:) Tabiki yabancı sermaye ve mala karşı değilim ancak bu da biraz fazla değil mi? Lora ile bütün gün mağazaları geziyoruz görünen o ki mal çok var, her yer malzeme kaynıyor ama soru şu bu kadar malzemeyi nerede/kime satacağız. Malzeme ile birlikte hizmeti nasıl birleştirip satabiliriz?

25 Temmuz: Hayatın değişik bir kuralı var sanırım çözebilene aşk olsun. Olay şu, online web sitesi açarken bir arkadaşla tanışmıştım. Online site fikrini o ortaya attı beraber yapmaya karar verdik. Ama sonra aniden çekildi ben de yüz üstü bırakılmaya çok alıştığım için oralı olmadım ve kendimce yapabildiğim kadarıyla yaptım. Sonra günlerden bir gün, bir forumda hiç bilmediğim hiç tanımadığım biriyle tanıştım. Bu arkadaşımız beni hiç tanımadığı halde online websiteme yardımcı olmayı teklif etti. Ben de ne yapayım tabiki kabul ettim:) İlk arkadaşın yapmayı söylediği her şeyi kendiliğinden yapıyor şu anda. Hayat bir yandan kırıp döküyor, diğer yandan tamir edeceğim diye uğraşıp duruyorsun ne kır ne dök, öyle her şey Alattinin cini gibi olsun itirazım olmaz

Ofisin yenilenme zamanı geldi ancak mali veriler ortada.  o nedenle küçülmeye karar verdim. Artık sanal ofis olarak tutacağım

04 Ağustos: 11 ayın özetini geçiyorum, bolca beklenti, çokça hayal kırıklığı, biraz harbi acı az biraz da mutluluk. Bu hafta tahtakaleye ikinci kez gittim. Swarovski bir ürün için numune siparişi açtım, bu ürün Türkiyede henüz satılmıyor en azından bu marka adı altında. Ürünü görenler genelde beğenildi hatta önemli bir zincir mağaza deneyeceğini söyledi bile. Artık beklentiye girmiyorum bakalım kısmet diyorum. Bir başka gelişme ise, retro gözlük ve saat satan bir tanıdığımla ürünlerini internetten satmak için anlaştım. Biraz ürün yükleyeceğim. Toptana mal verme şansımız yoksa, mecburen son tüketiciye ulaşmak gerekiyor. Biraz da böyle deneyelim bakalım.


22 Ağustos: Cuma günü İstanbul Ticaret Odasının ikili görüşmeler toplantısına katıldım. Ticaret Odası Etiyopya'dan bir grup iş adamını İstanbul'a getirmiş ve üyelerle ikili görüşme ayarlamış. Bir iş arkadaşım bana haber verdi sağolsun. Görüşmeye giderken biraz tedirgindim sanki ilk kez gittiğimi anlayacaklarmış gibi, ama görüşme başlayınca tedirginliğim geçti yine de çekingenliğim üzerimdeydi ve başka kimseyle tanışmadan geri döndüm. Bundan sonraki toplantılara daha hazırlıklı gitmeye karar verdim. Swarovski taşlı ürün numuneleri geldi. Çok güzeller umarım satışlar da iyi gider. Yarın toptan dağıtım için bir arkadaşımla görüşeceğim. Bunun haricinde Malta dil okulu için anlaşma yapmıştım. Bunu çalışanlar için promote etmeye karar verdim. Çok umutluyum. Ofisi fiziki olarak iki hafta daha kullanabileceğim ondan sonrası için sadece sanal adres olarak kullanabileceğim. Burayı seviyorum umarım daha başarılı olabilir ve geri dönerim.









19 Eylül: Bugün evden çalışmaya başladığımın ilk günü. 3 ay boyunca dışarıdan takip edeceğim işlerimi bir yandan biraz içim burkuluyor, çünkü her sabah kalkınca gideceğim bir ofisin olması keyifliydi ama diğer yandan ofise gidince biraz fazla iç mekana kapattım kendimi belki bu süreçte daha fazla dışarı çıkar, daha çok insanla ve dolayısı ile müşteri ile tanışma imkanım olur. Bu arada Nisan ayında yaptığım görüşmeler Eylül ayında potansiyel müşteri olarak geri döndü. Libya'dan bir müşteri buradan malzeme almak istiyor. Geçen hafta Rami gıda pazarına birlikte seyahat yaptık. Ekim ayında ise geçen sene fuara katılan Li arkadaşım bu sene Lednoon firması adına fuara katılacak. Kafam hem olumlu hem olumsuz gelişmelerle dolu. Bu kadar belirsizlikten olumlu bir şey çıkar mı? Deneyeceğiz göreceğiz.

09 Ekim: Çok şükür bu fuarıda alnımızın akıyla bitirdik. İki haftadır evden çalıştıktan sonra tekrar yoğun tempoya girmek resmen beni bitirdi. Bir kez daha anladım ki, evden çalışmak gerçekten çok büyük disiplin ve motivasyon istiyor. İnsanın beyni evdeyken iş moduna bir türlü geçmek istemiyor bu nedenle bu süreyi genellikle ingilizcemi ilerletmek için kullandım. Çarşamba günü sabah erkenden Li ve King Otele yerleştiler. Otel için önce fuar evlerini düşündüm ama araştırınca hem ekonomik hem de çok rahat olamayacağı kanaatine varınca soluğu doğru Sultanahmet'te aldım. Shabana arkadaşımın daha önce de kaldığı Alaturka Hotel'ini hem ekip/oda/konum/fiyat olarak beğenince oraya reservasyon yaptım. Çarşamba günü Dış Ticaret Komplexinde ikili görüşme randevüsü almıştım. Saat 10:45'te ilk randevümüze yetiştik. King ve Li kendilerinden başka çinli göremeyince mutlu oldular ve etkilendiler. Tunus'tan 3 firma ile görüşme yaptık. Sonra fuara da ziyarete geldiler. Fuar genel olarak başarılı geçti. Firmalar geçen senede katıldığımız için bizi tanıdılar, zaten Li'nin söylediğine göre müşteri kazanımın 1 ya da 2 yılı bulması normalmiş. Bu sene güvenlik nedeniyle çoğu firma katılımdan vazgeçmiş katılımcı sayısı azdı ona oranla ziyaretçi sayısı çoktu. 

Yarından itibaren de 3 gün fuarda bizi ziyarete gelen firmaları yerlerinde ziyaret edeceğiz. Fuarda bazı yeni kişilerle tanıştım iş birliği için kovalayacağım.

16 Aralık: Fuar sonrası gelişmeler de maalesef umduğumuz gibi ilerlemedi. Zaten küçülmeye karar vermişken artık daha fazla direnmenin bir anlamı olmadığına karar verdim. Bu yıl bitmeden ofisi kapatma kararı aldım. 1 sene 4 ay sonra geldiğim nokta da neyi yapsaydım daha başarılı olurdum bilemiyorum, ancak kendi işim sayesinde daha önce görmediğim, deneyimlemediğim bir sürü olaylar yaşadım. Hayatımın bundan sonrasında tekrar kendi işime dönmeyi planlıyorum ama şimdi kısa bir ara gerekiyor.

28 Aralık: Nisan ayında Bay Achraf'la Europan Page sitesinden yazışmaya başlamıştık. Nihayet Aralık ayında İstanbul'a makine bakmak için geldiler. Bu benim internet üzerinden ulaştığım ve bir müşteriye dönüştürdüğüm ilk çalışmam. Açıkçası benim için oldukça önemli bir gösterge oldu. Demek ki yapılabiliyormuş geleceğim için bana ümit verdi. Gerçi ikinci makine için Konya'ya gidecektik ancak uçuş iptal oldu tüm gün. Alım gerçekleşmedi ama ben yine de çok mutlu oldum. Onlarda burada olmaktan mutlu oldular. Ve karar anı, dün muhasebeye kapatma için talimat verdim. Sadece geri dönmek için 3 haftam var. Almanların bir ata sözünde dediği gibi Umut en son ölür. Allah büyüktür.



27 Ocak: Üzülmeyin ve gevşemeyin, eğer inanıyorsanız galip gelecek olan sizlersiniz. Bir diğeri ise kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner- üzülme. Birazdan çıkıp şirketimin kapanışını vereceğim. Biraz üzgünüm ama istediğim her an yeniden açabilirim. Çok güzel 16 ay geçirdim. Geriye dönüp bakınca iyiki denemişim diyebileceğim. Devamı gelecek inşallah

03 Mart: Bu Çarşamba yeni deneyimler yaşamak üzere Katar'a yola cıkıyorum. İstanbul'da bir müddet iş baktım ama hem piyasanın keyifsiz olması hem de motivasyonumun düşmesi nedeniyle çok asılamadım. Daha önce Derya arkadaşımla Dubai'ye gidermiyiz diye konuşmuştuk, Dubai olmadı ama Katar oldu. Hem Türklere 90 gün vizesiz seyahat hakkı hem de orada tanıdıkların olması Katar olarak kararımızı vermemize yol açtı. Bu kez bir Seyahat Ajansının da temsilciliğini alarak Katar'a gidiyorum. Biraz buruklukla birlikte kendime yine de en iyi insanlar ve en iyi iş fırsatlarını diliyorum. Bu yola çıktığımda bir hayalim vardı. Eve Ful time şöförlü araç tahsis edecektim, geldiğim noktada ise annemden para alarak yola çıkıyorum:) Üzüleyim mi sevineyim mi bilemiyorum, ancak bugün bir kitapta okuduğum gibi, başarının zıttı başarısızlık değil, vasatlıktır. Gerçi bu zaman zarfında edindiğim iş bağlantılarını Katar'da hem yeni bağlantılar için hem de yeni işler için kullanabileceğim, hepten zararda değilim. Bir de sağolsun acente size isterseniz maaşlı bir iş bakabiliriz dediğinde bir an durdum ve çok teşekkür ederim ama dayanabileceğim kadar dayanmak istiyorum dedim. Eskiden olsaydı çok mutlu edecek maaşlı bir iş teklifi olasılığı beni heyecanlandırırdı ancak bu noktada kendi işimi yapmayı çok benimsediğimi fark ettim. 

10 Nisan 2017: Bir ayı geçti Doha'dayım. Geçen sene ağır bir kriz olmuş burada, ve işten çıkarmalar olmuş, maaşlar yarıya düşmüş bazı yerlerde. Ve maalesef en çok tercih edilecek turizm ayağı ise güvenlik endişesi ile rafa kalkmış durumda. Burası gerçekten güvenlik dolu bir ülke ve kendinizi hayatın rahat akışına kaptırıyorsunuz hiç düşünmeden. Her gün ayrı olayla sarsılan ülke bana bile şu an sıkıntı veriyor. Burada marketlerde özellikle Kozmetik, mutfak ve Hijyen ürünleri %50 oranında daha pahalı. Şehrin neredeyse her yanı kazılıyor, inşaat şirketleri her yerde. Türk şirketleri de var, çalışanlar ise genellikle filipinli, hintli, mısırlı. 

Önemli web portalları: http://www.qatarliving.com/ http://www.gulf-times.com/classified bu gazetenin ilanlar sayfasında günlük iş ilanlarını takip edebiliyorsunuz. Emlak için https://www.justproperty.qa/ sitesine göz atılabilir. Ofis kiraları ise ortalama 1000 qr den m2 için başlıyor Pearl, West Bay bölgesinde. İçeri doğru ise daha büyük ofisler 100 m2 olarak 10000 qr olarak kiralanabilir. Ancak ofiste ağırlama dönemi çoğu yerder bittiği için otellerde lobilerde toplantı yapmak daha yaygın.

Burada 4 meetup düzenledim. İlkinde burada yerleşik eski bir katarlı firmanın müdürü ile tanıştım ve çok yardımcı oldu. Türk şirketleri ile çalışmak istiyorlarmış onlarla bir proje yapacağız kısmet. Onun haricinde eğitim burada zayıf, mesleki eğitim üzerine danışmanlık şirketi kurulabilir. Ancak Katarlı bir firma ile ortaklık yapmak gerekiyor ve eğer Katarlı firma işinde iyi değilse o zaman danışman firmanın çok iyi olması gerekiyor yoksa işiniz sürüncemede o eksik, bu eksikle yürümez gitmez. Burada yemekle ilgili olarak Sanayi bölgesini ziyaret ettim. Artık fiyat ve kalitenin öne çıktığını söyledi eskiden fiyata aldırmazlarmış ancak rekabet artmış. Bence bu Türk üreticileri için fırsat, çünkü ne avrupa kadar pahalıyız ne de çin kadar kalitesisiz.